Dünya tıpkı onu düşlediğimiz gibidir

December 20, 2014

Stefano D’anna tanışmam 3 yıl önce Etohum Girişimcilik Zirvesi öncesinde olmuştu. Etohum girişimcilerimizden Faruk, Stefano öğrencilerindendi ve onu konuşmaya davet ettik. Bu süreç içinde kendisiyle bir çok kez buluşup sohbet ettik. Bir araya geldiğimizde her zaman çok sıcak karşılar, Akdeniz insanının yakınlığıyla sarılırdı. Konuşmalarımızdan bana damıtılmış düşünceler kaldı. Profesör Eylül ayında aramızdan ayrıldı. Dünya tıpkı onu düşlediğimiz gibidir derdi.

Ofisimiz eksi birinci kattaydı. Garaja giden seviyedeydi, o sebeple kapısına Etohum Garaj yazdık. Odalara bölünmemişti daha önce binadaki bir şirketin restoranı olarak kullanılmıştı. İçerisini Kerim sıfırdan yaptı. Her seferinde olduğu gibi dekorasyon için aylarca bakınıp durduk ama ilk döşendiği gibi kaldı hep sade ve fonksiyonel. Isıyı ayarlayamıyorduk ya çok sıcak oluyordu ya da çok soğuk, bir de gün ışığı almıyordu. Toprağı gören pencereleri vardı. Sabah girdikten sonra dışarıdan haberimiz olmuyordu.

Abimle benim yeşil bir bisikletimiz vardı. Mahallenin sonunda boş arazi kışın yağmur yağdığında gölcük olurdu. Kurbağa yavrularını elimize alırdık, bir de yazın aynı yerde uçurtma uçururduk. Okul tatil olduğunda sabah erkenden mahalleye çıkar akşam geç vakitte eve gelirdik. uzaktaki mahallelere bisikletlerle giderdik. Çenesuyu o zaman mahallelerdeki ortak çeşmelerden içilirdi. Bidonları doldurup eve taşırdık. Evimizde banyo sobası vardı. Banyo yapmadan öncesinde ısıtırdık. Arka bahçemizdeki bodrumda kömür ve odun depolardık. Kışın buradan kömürü ortaokula gitmeye başladığımızda ben taşırdım. Gece soba söndüğünde sabahları ev soğuk olurdu.

Üniversite sırasında yazları Antalya’da otelde çalıştım. Sabah erkenden çalıştığım deniz spor okulunu çalı süpürgesiyle süpürürdüm. Tüm gün kıyıdaki sörf tahtalarını ve yelkenlileri karaya taşırdım. 3 ay boyunca kazandığım parayla kendime kışlık bir mont almıştım. Okulun sahibi Rainer’di. 6 ay Türkiye’de geçirir 6 ay Almanya’ya dönerdi. İlk yurtdışına çıkışım lise sırasında olmuştu. Son sınıfta İskoçya’ya gitmiştim. Tek başıma Edinburgh’yu gezmiştim. Sahibi Türk olan bir pizzacının üzerinde kalmıştım. Evinde sahibi oydu. Sütlü çayı ilk defa orada içtim. Beni çok etkileyen ‘The Big Blue’ filmine orada gitmiştim.

Almanya’dan geri döndüğümde 2 ay boyunca Hollanda Başkonsolosluğunda danışman olarak çalıştım. Konsolosluk Beyoğlunun sonuna doğrudur. Tünele gelmeden önce sol taraftadır. Perili olduğu söylenir. Adı Beyaz güldür. Esrarengiz bir varlık olarak rivayet edilir. Bekâr Cornelis Calkoen’un olağanüstü güzel sevgilisi olduğu ve 1743 yılında Calkoen’un tayini çıkınca ardından aşk acısıyla öldüğü ve ruhunun hâlâ Saray’da gezdiği söylenir. Bahçe merdivenlerinin duvarına küçük bir heykeli vardır. Müslim’le burada tanıştım. Müslim ofisi temizleyen görevliydi. Akşamları masama gelir sohbet ederdik. Kümesteki Kartal Neden Uçamaz kitabını da bu dönemde yaz aylarında yazdım.

Üniversitede düşük not aldığım tek sınav vardı. O vizede elim konuma dolaşmıştı tüm sınav boyunca nerdeyse bir şey yapamamıştım. Cenkmen ve Uluçay’la kaldığımız evde genelde yemek yapmazdık Beşiktaş’ta ara sokakta Anadolu lokantasında yerdik. Çorba, yarım porsiyon pilav ve et. Bankada çalışmak 2 yıl boyunca eziyet gibi gelmişti. Meslek İntiharı kitabını okuduktan sonra ayrılmaya karar vermiştim.

Sanırım Cumartesi’ydi garajda girişimcilerle görüşüyorduk. Ankara’dan tek başına bir üniversite öğrencisi gelmişti. Ne yaptığını anlamadım. Ön yargım hızla çalıştı. Projenin anlamsız olduğuna karar vermek üzereydim. Geçenlerde 1.000’in üzerinde girişimciyle görüştüğümü hesapladım. Odaya girişlerinden itibaren başlıyor karar verme mekanizmam artık. İlk merhaba ve selamlaşma sırasında veriyorum kararımı. Ön yargı bu olsa gerek.

Beni bankacılıktan sonra işe alan kişi Orhan Göksal’dır. Çalıştığım süre boyunca erken aşamada internet girişimleriyle ve eticaretle uğraştım. İnkubasyon ve girişimcilere destek sistemleri o gün düşünmüştü. New York’a ilk defa 2000 yılında gittim. Columbia Üniversitesi’nde Eticaret eğitimine göndermişti. Çok yüksek bir enerjisi vardır Orhan beyin.

Profesör ”Düşünü sev, ona tüm gücünle inan, her zorluğa rağmen peşinden git. Gerçekleşecektir.” derdi. Her sabah bu heyecanla kalkıyorum bazı geceler uyumuyorum. Pozitif düşüncenin gücüne inanıyorum. Dünya tıpkı onu düşlediğimiz gibidir. Şimdi yepyeni bir dünya düşlüyorum.

2 Comments
Volkan Küçük
December 20, 2014 @ 17:39

4 yıl önce okuduğum kitabında ” düş ve gerçeklik bir ve aynı şeydir” diyen muazzam kitabın sahibi… çok anlamlı bir yazı olmuş.

Reply
İrfan Karadeniz
January 16, 2016 @ 17:03

Burak bey öncelikle yazınız çok anlamlı. Erken aşama büyük çaplı farklı üniversitelerden oluşmuş bir kadroyla girişim projemiz var. Bu konuda da ayrıntılı olarak sizle konuşmak istiyoruz. Müsait olduğunuz vakit dönebilirseniz onur ve kıvanç duyarız.

Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


*