Evrene pozitif enerji göndermek

July 29, 2017

Ülkelerin yüksek yetenekleri kendilerine çekme konusunda rekabeti her geçen gün artıyor. Yetişmiş iş gücü bu yüzyılın en önemli kıymetlerinden. Herkes huzur ve mutluluk bulacağı yerleri seçmeye çalışıyor. Ülkelerin geleceği insanların elinde. Vatandaşları mutlu oldukça uzun vadede başarılı şirketler ortaya çıkarmaları olasılığı artıyor.

Her ülkenin öncelikleri geleceğini şekillendiriyor. Sizin gündeminiz neyse geleceğinizden fazlasını beklemek oldukça iyimserlik olur. Yılın çoğunu futbol konuşarak geçiren bir ülkeden yeni bir gezegen sistemini bulmasını beklememiz hata olur. Eğitim sistemine yatırım yapmayan bir ülkenin gençliği yapay zeka konusu yerine yapay gündemlerle ilgilenebilir.

Kimsenin zamansızlık sorunu yoktur, sadece öncelikleri vardır. Ülkeler içinde geçerli. Hiçbir ülkenin gündem sorunu geleceğini planlamasına engel değildir sadece öncelikler farklıdır. Öncelikleri seçilmiş yöneticiler belirlerler. Seçen halk bunu önceden kabul etmiştir.

Hepimiz gelişmiş ülkeler seviyesine yükselmiş olmak, teknolojik gelişmelerde önde olmak istiyoruz. O zaman bu konuyu öne koymak zorundayız. Bu ana hedefe ulaşmak için kaynaklarımızı organize etmemiz ve planlamamızı yapmamız gerekiyor. Bunu yapmadıktan sonra konuşmaların hepsi boş kalıyor. İnovasyon dedikodusundan ileri gitmiyor. Biz de de çok yetenekli, akıllı gençler var demek. Bireysel başarılar, kolektif bir sistem yaratmıyor.

Her yeni bireysel deneme sistem olmadığı için tüm her şeyi baştan kendisi çözmek zorunda kalıyor. Herkes kendisine ait yollar yapmaya çalışıyor. Küçük ince birçok patikadan oluşmuş güzel köyümüz oluyor. Bununla övünüyoruz.

Ülkeler yetenekleri kendilerine çekmek için düzgün yaşam koşulları ve mutlu bir gelecek hayali veriyorlar. Yetenekli ve yüksek katma değer üreten bir kesim sessiz bir şekilde seçimini yapıyor. Sürekli gürültülü bir ortamda huzuru bulmak gerçekten çok zor bunlar için. Fransa, Almanya, İngiltere, Estonya ve diğer Avrupa ülkeleri kendi girişimcilerinin yeterli olduğunu düşünmüyor, dünyanın tüm bilim adamlarını ve girişimcilerini ülkelerine yaşamaları için davet ediyorlar. Bununla ilgili olarak tüm uzun vadeli planlarını yapıyorlar. Tüm bu gelişmelerin kısa vadede hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söylemek lazım. Uzun vadeli sonuçları ise bunları yapmayan ülkeler için yetişmeleri bile mümkün olmayan bir boşluk oluşturacağını görmeliyiz. 10 sene sonra aynısını yapmaya çalışsak bile yetişmek mümkün olmayacak.

Ülkelerin yapmış olduğu bu yarışı sadece bina yatırımı olarak görüyoruz. Bir ülke güzel bir bina yaptıysa biz daha güzelini yaparız diye düşünüyoruz. Fransa büyük bir inovasyon merkezi mi yapmış biz daha güzelini yaparız diye düşünüyor sanırım politikacılar. İşte burada yanılıyoruz. Binalar amaç değil sonuç. Kaliteli, huzurlu ve mutlu bir yaşamın parçası. Bir bütünün içinde olduklarında anlam kazanıyorlar. Yoksa tekil olarak Fransa’nın yapmış olduğu ‘Station F’ merkezinin bir anlamı yok. Eğer vergi sistemini ve bürokrasisini azaltmazsa girişimcilerin hiç birisi Fransa’ya bu güzel tren istasyonu için gitmez, şirketini burada kurmaz. Eğer ülkemizin bir merkez olmasını istiyorsak tüm çevresel ve yapısal faktörleri buna uygun değiştirmek zorundayız.

Türkiye olarak son 10 yılda çok yol aldık. Özellikle girişimciliğin herkesin gündemine gelmiş olması en büyük adımlardan bir tanesidir. Her banka artık bir hızlandırma programı açıyor. Her Üniversitenin bir kuluçka merkezi, girişimcilik eğitimi ve başarı hikayeleri falan var. Köşedeki her bakkalın bile nerdeyse girişimcilik programı var. Bu çok önemli bir adım ancak tehlikeli. Çünkü bir moda gibi yayılıyor şirketlerin gündemleri değiştiğinde ‘girişimcilik’ konusunu bir gün içinde bütçeleri içinden çıkacak. Hedefe doğru giderken ekosistem önemli bir parçasını kaybedecek.

Şirketler girişimciliğin artık işlerinin bir parçası haline geldiğini tam anlamıyorlar. Rakipleri yaptığı için herhangi bir amaç olmadan, sonuçlarını bilmeden, kopyalamak adına kopyalıyorlar. Herkes aynı şablonu kopyalıyor. Ar-Ge ve inovasyon kavramlarıyla girişimciliği karıştırıyorlar. Niçin yaptığını bir yönetici bile bilmiyor. Çıktılarının sorumluluğu üzerinde olan bir üst düzey yönetici bile olmuyor. Büyük ihtimalle yeni mezun bir uzmanın üzerinde kalıyor iş. Şirketlerin girişimcilikle ilgili yıl sonu performans hedefleri olarak gidilen etkinlik sayısı, sosyal medya için girişimcilerle çekilmiş fotoğraf sayısı olduğundan şüphelerim var.

Bürokrasi ve Ankara’daki yöneticiler aslında konunun çok önemli olduğunu anladılar. Hatta bununla ilgili kararlar alınmaya başlandı ancak bir ileri iki geri şeklinde bir tempoyla gidiyoruz. Konunun birçok sahibi oluştu, koordinasyonsuz bir şekilde planlama olmuyor. Girişimciliği bir PR malzemesi olarak görmekten çıkartmak lazım. Bazı Ankara yöneticileri de bol fotoğraflı sosyal medya duyurularını başarı kriteri olarak belirlemiş olabilir.

Ülkemizin bir girişimcilik merkezi haline getirmek istiyorsak, tüm oyuncularıyla bu alana odaklanmak gerekiyor. Üniversiteler, devlet, şirketler, dernek ve vakıflar bir bütün olarak hareket etmek gerekiyor. Farklı yönlere giden vektörlerin toplamı o kadar küçük oluyor. Sonra bize sadece inovasyon dedikodusu yapmak kalıyor. Yeni çıkan bir telefonun harika teknik özelliklerini konuşmak, başka bir ülkeye göçmüş bir Türk girişimcinin yine başka bir ülke şirketi olarak yaptığı başarıları birbirimize anlatmakla geçiyor hayatımız.

Hala geç kalmış değiliz. Evrene pozitif enerji göndererek her şeyin düzeleceğini umut edebiliriz. Ellerimizi birleştirelim ve gözlerimizi kapatalım. Huzur ve mutluluğu bulmaya çalışalım.

1 Comment
November 19, 2017 @ 21:28

Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Aslında bu konuda bilinçaltının da önemi var. Kendimize her zaman ben 1 sene sonra bunu yapacağım veya bunu başaracağım demeliyiz, ama o isteğimizin gerçekleşmesi için bir taraftan da çabalamalıyız.

Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


*