Startup Turkey Girişimcilik Programı

December 10, 2016

Yüksek teknoloji ve internet tabanlı girişimciliğimizin gelişmesi konusunda hızla adımlar atmak zorunluluğumuz var. Sürekli ‘mış’ gibi yaparak diğer ülkelerle aramızdaki boşluğu kapatmamız mümkün değil. Üreten bir ülke olmak için yapısal değişiklikler yapmak zorundayız.

Startup Turkey programı için 3 ana başlık konusunda çalışmaya başlamamız lazım

Kısa sürede değiştirebileceğimiz bazı değişikliklerin yanı sıra uzun sürecek olan reformları da hemen hayata geçirmemiz lazım. Eğer girişimciliğin bir merkezi olmak istiyorsak ve politikacıların konuşmalarında bahsettikleri gibi teknolojimizi kendimizin üretmesini istiyorsak siyasetten bağımsız uzun bir yol planı çıkarmak gerekiyor.

Uzun vadede sonuçlarını görebileceğimiz konu başlıkları Eğitim sistemi ve Kültürel yapıdır. Birbirleriyle çok bağlandılıdırlar. 

Eğitim sistemi: En önemli ve acil olanı eğitim sistemimizin bugün düzeltilmesidir. Ülkemizde uzun vadeli çözmemiz ancak acil olarak bugün adımları atmamız gereken alan Eğitim Sistemidir.

İtaate ve ezbere dayalı sistemimiz girişimciliği desteklemiyor. Düşünmeyi değil çoktan seçmeli doğruyu bulmayı öğreten bu sistemin bugün hızla düzeltilmesi gerekiyor. Yoksa sanayi devrimini kaçırdığımız gibi bu bilişim devrimini de kaçıracağız. Eğitim sistemi üzerine konuşulacak çok şey var. Girişimcilik kültürünün yaratılmasıyla çok ilişkili olduğunu söyleyerek burada bırakıyorum.

Kültürel yapı ve sosyal algı: Türkiye’de dedikodu olarak herkesin girişimci doğduğundan bahsediliyor. Araştırmalar baskın değerlerimizin kadercilik, gelenekçilik ve kolektivizm olduğunu gösteriyor. Bu değerlerin girişimciliği desteklediği düşünülemez. Kültür ve sosyal yapı eğitimle çok bağlantılıdır. Kısa vadede kültür yapı taşlarını değiştirmek mümkün değildir. Kadercilikle bağlantılı itaat ve biat kültürünü düşünen sorgulayan bir nesile geçirmek ancak eğitim reformuyla olacaktır.

Yetenek havuzu: Orta vadede çözüm bulacağımız konu sadece Türkiye’deki değil dünyanın tüm ülkelerinden yetişmiş yetenekli girişimcileri çekmeliyiz. Amerika’da kurulan milyar dolar değerlemenin üzerindeki girişimlerin yarısı göçmenler tarafından kurulmuş. Ülkemizdeki girişimlerin yetenekli ve bilgili olması yetmiyor. En iyi yeteneklileri bulup ülkemizde yaşamalarını sağlamamız gerekli.

Yurt dışından Türkiye’ye gelmek sanıldığı kadar kolay değil. Startup Istanbul’da tam 63 ülkeden girişimciyi Istanbul’da konuk ettik. 1000’e yakın girişimcinin vize işlemleri konusunda tek tek uğraştık. Bir çok ülkeden başvurular reddedildi.

Kasım başında 500 Startups Demo Day için San Francisco’ya gittim, burada Nijerya’lı bir girişimci sunumlar sonrasında beni buldu ve kendisini Startup Istanbul için çağırdığımızı ve turist vizesinin reddedildiğinden dolayı gelemediğini daha sonra 500 Startups’a başvurduklarını, seçildiklerini şu anda yatırım süreçlerini tamamladıklarını anlattı. Afrika’daki bir çok ülkede aynı sorunla karşı karşıya kaldık.

Bunun yanı sıra Türkiye’de oturma ve çalışma izini almak inanılmaz zor. Oturma izni almak için aylarca randevu için beklemeniz gerekli. Sonrasında çalışma izni için o kadar daha zorlu bir süreç karşınıza çıkıyor. Çalışma hayatının bu kadar hızlı olduğu düşünüldüğünde yetenekli bir girişimcinin veya çalışanın bu kadar uzun süre beklemesi mümkün değil. Sadece girişimlerin ülkemizde kurulmasını kolaylaştırmak yetmiyor onların çalışanlarını da dünyanın her yerinden bulup getirmelerini ve burada yerleşmelerini kolaylaştırmamız gerekli.

Türkiye’de uluslararası eğitim veren okulların sayısı çok az. Gelecek yabancıların Türkçe eğitim almalarını beklememiz gerekli. Yabancı dilde diğer ülkelerle eşit düzeyde eğitim veren okul sayısını arttırmamız lazım, yoksa şirketlerimize yetenekli global çalışanlar almamız veya girişimcileri getirmemiz mümkün değil. Yabancı yöneticiler ailelerini getirdiklerinde çocuklarının eğitimleri için uygun okul bulamıyorlar. Bu sebeple ülkemizde yaşamayı seçmiyor veya kısa süreli kalıyorlar.

Yetenekli girişimcileri ülkemize çekmek için günlük hayatlarıyla ilgili sorunları hızla çözdükten sonra çalışma ortamlarını ve ilk finansa erişimlerini de sağlamamız gerekli. Seçilen bu girişimlere ilk dönemde kuluçka merkezleri, co-working yerleri, hızlandırıcılarla desteklemiz lazım.

Kısa vadede sonuç alabileceğimiz başlıklar

Vergi oranları, muafiyetler: Girişimler için bir çok destek veriliyor gibi gözükse de, başlangıç aşamasındaki yüksek teknoloji veya internet girişimcisiyseniz bürokrasi sizi bırakmaz . Çoğunlukla girişimciler kağıt işleriyle uğraşmaktan bıktıkları için bu destekleri almaktan vazgeçerler. Devlet destekleri genellikle verimsiz alanlara ve sonuçlardan uzak PR odaklı projelere verilirler. Türkiye’de yüksek teknoloji şirketlerini kurulumunu destekleyecek vergi avantajı yoktur. Rekabet gücümüz bu alanda arttırmak istiyorsak devletin destek mekanizmasını hızla değiştirmesi gerekmektedir.

Regülasyon ve Mevzuat

Şu anda hala bir çok konuda 30 yıl öncesinin kurallarıyla geleceği kurmaya çalıştığımızı söyleyebiliriz. Regülasyon ve mevzuatın güncel hayata uygulanması gerekmektedir.

Finansman kaynakları: Startup’ların ilk finansman kaynağı olan erken aşama yatırımcı sektörü ülkemizde maalesef kısıtlıdır.

Tüm yapacaklarımız bunlarla sınırlı kalmaması gerekiyor. Sürekli olarak rekabetin getirdiği tüm değişiklikleri takip etmek ve hızla uygulamamız gerekli. Yukarıda yazdıklarımın yanı sıra eğer politikacıların istedikleri inovasyona dayalı bir ekonomi kurmak istiyorsak değişiklikler yapmamız lazım. Sürekli aynı şeyleri yaparak, farklı sonuçlar çıkacağını beklememiz lazım.

Son olarak: Protokolun, hiyerarşinin, biat, itaat kültürünün olduğu yerde özgür düşünce olmaz, özgür düşünce yoksa inovasyon da olmaz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


*